- Tarımsal Üretimin Planlanması:
Başlıktan da belli olduğu gibi çok önemli bir uygulama olarak yorumluyorum. Daha önce mühendis arkadaşlarla yaptığımız sohbetlerde üstünde durduğumuz, çıkış yollarından biriydi artık hayata geçti.
Peki, bu uygulamanın amacı nedir?
Ülkemizin birçok bölgesi, her türlü üretim için uygun koşullara sahip. Yetiştirilecek ürünü ve verimi, en başta su olanaklarının etkilediği, genellikle yeterli ekolojik koşullara sahip ülkemizde üretimi etkileyen en önemli faktör pazardır. Yani, üretici üretim koşullarındaki en iyi yetişecek ürüne değil en fazla para kazandıran ürüne yatırım yapmaktadır.
Şimdi diyeceksiniz bu son derece normal değil mi? Tabii ki son derece normal, ancak normal olmayan toplu ve plansız şekilde üretim yapılması. Bir örnekle açıklayayım: Bir sene Kapya biber para yapıyor ve bir dahaki sene çiftçilerin çoğu Kapya biber yetiştirmeye çalışıyor. Bu sefer, bir dahaki sene piyasadaki kapya biber sayısı çok olduğundan kapya biber Arz (Piyasaya sunulan ürün)/ Talep (Sunulan ürünü almak isteyenler) dengesi bozuluyor ve kapya biber fiyatları çakılıyor. Burada bitiyor mu? Hayır! Normal koşullarda domates üretimi yapan üreticilerde para kazanmak için domates ekimi kısıtlanıyor. Bu seferde Arz/Talep dengesi Kapya biber piyasasının tam tersi yönde bozluyor ve domates fiyatları tavan yapıyor.
Bu basit örneğin sonuçlarına bakalım:
A. Arzı fazla yapılan ürünü eken çiftçinin kazandığı, üretim maliyetini kurtarmıyor böyle olunca; ürünü tarlada bırakıyor veya toplayıp derelere, yollara döküyor ya da sattığı ürünün kazancı maliyetin altında kaldığı için tarımsal borç artıyor. Bu borç, üretimi ve kaliteyi kısıtladığı gibi; bayisinden, tüccarına ekonomi ve piyasaya derin darbeler vuruyor. Hem devlet hem de kredi kuruluşları çiftçiyi, tarımı ve sektörü kurtarabilmek için her türlü ekonomik imkânı zorluyor ve buda ülke ekonomisine ciddi yaralar veriyor;
B. Arzı fazla ürünün ticaretini yapan tüccar, piyasada çok fazla ürün olmasından dolayı rekabet ve fiyat politikası güdemediği için zarar edecek. Arzı fazla ürünün karlılığı bitecek ve bir sektör, daha sonra olası darbelerle yok olmaya doğru yol alacak;
C. Arzı az olan ürünün fiyatlarının artmasıyla, içerisine arzı az ürün giren ya da ürünü ham halde alan tüm işletmelerin fiyatları yükselecek. Buda dolaylı olarak, ekonomik veriler içerisinde enflasyonu yani hayat pahalılığını artıracak,
D. İç piyasanın talebini karşılayamayan arzı az olan ürün için mecburen ithalat yoluna gidilecek ve buda cari açığın artmasına neden olacak,
E. Arzı az olan ürünün fiyatlamasının yüksek olmasının ardından üreticilerin çoğu arazilerine arzı az olan ürünün ekimini yapacağından, kriz bu sefer arzı az ürün aleyhine tekrar yaşanacak ve bu durum kısır döngü olarak devam edecek,
Bu basit analizden bile oluşan krizden hem üretici, hem tüketici, hem bayii, hem firma, hem de ülke ekonomisi olumsuz etkilenecektir. Daha buna toprak yapısının bozulması, boşa giden ilaç gübre ve işçilik maliyetleri, kırsal alanda bozulan sosyolojik yapı ve yatırımların iştahının zedelenmesi, köyden kente göçün hızlanması , tarımla uğraşan insan sayısının azalması,… gibi daha saymadığımız sayısız ikincil ama çok ciddi etkileri konuları dahil etmiyoruz.
Devlet peki hiç mi bir şey yapmadı?
Bu konuda devlet birçok yol denedi. Tohum dağıttı, tarım arazilerini destekledi, uygun ürünlerin ekilmesine/dikilmesine destek verdi, gübre desteği verdi, KDV’yi sıfırladı,… ama sonuç istenilen düzeyde değişmedi. Şuan yasak koyma uygulaması bazı görüşlere göre agresif gelebilir ancak doğru uygulamalarla ve devamlılıkla akla gelen en etkili yollardan biri olarak görülüyor.
- İşlenmeyen ve boş duran tarım arazilerini kiralanması:
Ülkemizde; miras kalan, hisseli olan, yatırım amaçlı alınmış ama bakımsız bırakılmış, komşularla itilaflar yaşanması ya da çeşitli imkânsızlıklar nedeniyle atıl bırakılan, bakılmayan çok ciddi miktarda tarım arazisi bulunmaktadır. Bu oran o kadar yüksek ki, konuşulan rakam ülkemizin toplam ekimi yapılan arazilerinin %10’u civarını bulmakta ki bu oran her geçen gün daha da artmaktadır.
Peki, bu neden önemli?
Bu uygulamanın en önemli etkisinin, tarımsal üretimin azalması ve verimli arazilerden ülkemizin yararlanamaması gelmekte olduğu düşünülebilir. Evet, bu etkide çok önemli ki mevzu bahis arazi miktarı Avrupa’nın tarımsal ürün tedarikini sağlayan ülkenin ekilen arazisinden (Hollanda’da ekim yapılan arazi 1 milyon hektar) daha fazla bir miktar (Türkiye’nin ekilebilir ancak ekim yapılmayan atıl arazisi yaklaşık 1,5 milyon hektar). Doğru düzgün bakılmayan arazilerle bu rakamın çok daha fazla olduğunu düşünüyorum. Bu haldeyken bile oluşan ekonomik kaybımızı düşünün!
Benim üzerinde durmak istediğim konu bu değil. Bizim asıl sıkıntımız, üretim yapan çiftçinin, bu atıl bırakılan araziler nedeniyle yaşadığı sıkıntılar.
Ekilen arazi bölgeleri içerisindeki atıl bırakılan araziler, çok çeşitli hastalık, böcek, akar, mantar, taşıyıcılar, vahşi hayvan, yabancı ot gibi zarar etmenine yuva oluşturmaktadır. Ekilen arazilerdeki üretici kendi arazisinde gerekli üretimi yapmaya çalışsa bile atıl arazilerde konaklayan zarar etmeni, üretim yapılan arazilerde çok ciddi kayıplara neden olmaktadır. Bu o kadar ciddi boyutlardadır ki, hem ürün kaybı hem de mücadele maliyeti olarak çok ciddi boyutlara gelmektedir. Özellikle bahçe tarımı yapan üreticiler için içinden çıkılmaz bir durum oluşturabiliyor. Bazı çiftçiler, kendi arazilerinde yaptıkları mücadeleyi komşu arazinin sınırlarına da yapmasına karşın yine de sonuç alamamaktadır. Bunu, sağlıklı bir insanın yanında sürekli hasta ve bakımsız bir insanın durması gibi düşünün. Bu durum bazen o derece ciddi bir sıkıntı olmaktadır ki, değil komşu bahçe, bölge tarım arazilerindeki üretim kısıtlanmakta, bazen terk edilmektedir…
Bu konuyu özetleyecek olursak, en başta bahsettiğimiz atıl arazilerin, ekim yapılan alanlara zararını da eklersek, oluşan kaybın % 10 değil tahminen toplamda % 40 civarında olarak hesaplanması hiç de abartı değildir.
Ancak, ekim/dikim yapılmayan arazilerin kiralanması ya da işletilmesiyle ilgi bu bahsettiğimiz uygulama kanunlaşmış bir uygulama değil, tasarı aşamasında ama mutlak gerekli uygulamalardan.
Genel olarak bakıldığında Tarım Bakanlığı çok ciddi bir yapılanma sürecinin adımlarını atmış olabilir. Tabii ki projeler önemli ve mutlaka olması gereken uygulamalar. Ancak bu projelerin nasıl ve ne derece uygulanacağı şuan için soru işareti. Teoride başarılı gözüken bu projelerin pratikte nasıl sonuç vereceği yada işlem aşamalarında ne şekil sorunlarla karşılacağı bilinmiyor. Önemli olan akılcı olan bu adımların atılmaya başlanmasıdır.
Peki, bu uygulamalar başarılı bir şekilde hayata geçirilirse sorunlar çözülecek mi?
Tabii ki de hayır. Bunlar olumlu adımlar ancak, asıl can alıcı adımların, bundan sonra atılacak hamleler olacağına inanıyorum. Tarımda kooperatifleşme, her bölge ve ürünün coğrafi işaret ve tescili, ithalat/ ihracat politikalarından üretici ve üretimin korunması, ürünün değerlendirilmesinde aracılık sektörünün ve spekülatörlerin önlenmesi, sahte ve hileli ürünlerin tespit edilip ağır yaptırımların uygulanması, Su ve sulama olanaklarının artırılıp tedarikinin kolaylaştırılması, toprak ıslahı ve doğru bakımın yaygınlaştırılması, tarım ürün ve arazilerine her türlü hırsızlık ve tecavüzün engellenmesi, uygun arazilerde uygun ürünlerin ekiminin desteklenmesi, kırsal yaşam ve barınma olanaklarının artırılması, ürünlerdeki MRL oranlarının düzenlenmesi ve artık Ziraat Mühendislerimizin gerekli saygınlıklarına kavuşmasıyla beraber sahada daha aktif çalışması gibi gelişmeler hayallerimizi süsleyen uygulamaların belli başlılarıdır. Tarım ne kadar önemliyse, tarım bilimi de o kadar önemlidir. Siz bir makinayı doktora ya da hava durumunu veterinere soramayacağınız gibi tarım alanında gelişmek ve başarılı olmak istiyorsanız, yetişmiş Ziraat Mühendislerinizin haklarına riayet etmeli, onların uzmanlık ve çalışma alanlarını ticari kaygıyla başka sektörlere kaydırmamalısınız? Konu birkaç kişinin istihdamı değil, ülkenin geleceğidir.
Unutmayalım ki, geleceğin en değerli varlığı gıda olacak gibi duruyor ve biz ekolojik olarak çok avantajlı bir durumdayız. İnanıyorum ki bakanlığımızın bu hamleleri ileride daha da gelişerek, Türkiye’yi Tarımsal bir süper güç olacak. Rabbim hepimiz için hayırlısını nasip eder inşallah.
Bir yanıt yazın