Maliyet artışları ve küresel iklim değişikliklerinden sonra tarımsal üretimden para kazanmak çok zorlu oldu. Daha önce kör topal bir yerlere gelebildiğimiz çiftçilik de, artık o kadar başıboş ve sorumsuzca davranma şansımız kalmadı. Bakalım bu koşullarda, bu maliyetlerin altından kalkabilecek miyiz?
Bu karışık ortamdan en az zararı görmek istiyorsak ilk yapmamız gereken, gereksiz maliyetlerden uzak durmamız. Mesela bunların başında kışa girerken yapacağımız uygulamalar, topraktan yapacağımız uygulamalar, bol bol attığımız yaprak gübrelerinin türü ve zamanlamasına dikkat etmemiz çok önemli. Çoğu uygulamalarımız faydasız ve yanlış. Örneğin;Ucuz diyerek, randımanı az ve zayıf yaprak gübrelerini kullanıyoruz. Tesadüfi gelişmeleri o ucuz gübrelere bağlıyoruz. Taban gübreleri pahalı diye hayvan gübresinden medet umuyoruz. Ağaç azot isterken potas, fosfor isterken kalsiyum atmak gibi yanlış zamanlamalı ve alt yapısız uygulamalar yapıyoruz. Bordo bulamacı ve diğer bakırlı gruplarından, besleme ve soğuktan koruma bekliyoruz. Ağaçların yapraklarına ve ya gövdesine kireç atıyor ya da zamansız kaolin uyguluyoruz. Kim neye iyi derse, doğrumu yanlış mı? İçeriği nedir? diye sormadan, araştırmadan hemen alıyoruz. Saçma sapan karışımlardan tesadüfi sonuç elde edip, hiçbir bilimsel ya da mantıksal alt yapısı olmayan sonuçlar bekliyoruz. Sonuç, az randıman, kötüye giden zeytinlikler, boşa harcanan paralar.
Eskiden bu masraflar bir şekil de kaldırabiliniyordu ya da maliyetler göz ardı edilebiliyordu. Ancak artık maliyet denizi boyun seviyesini geçti. Burnumuzu suyun üstüne anca çıkartabiliyoruz. Bu durumdayken de, sorumsuz ve saçma sapan davranırsak o denizde bir anda boğulur, değil para kazanmak elimizdeki avucumuzdakileri de kaybederiz. Bundan sonra karar sizin, ben size üzerine gitmekte olduğunuz dipsiz kuyuyu göstereyim de, siz ister içine düşün isterseniz çevresinden dolaşın…
Bir yanıt yazın